Bireye Özgü Eğitim Sistemi İhtiyacı

“Dünyayı değiştirebilmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.” Nelson Mandela

Son dönemde tıp alanında önemli gelişmeler oluyor. Öyle bir noktaya geldik ki, artık hastalığa yönelik tedavi yerine bireye özel tedavilerden bahsedilmeye başlandı. Henüz bu konu çok yeni ve çok sınırlı alanı kapsıyor olsa da gelecek için umut vadetmekte. Peki, sizce benzer yaklaşımı eğitim konusunda da gösterebilir miyiz?

Dünyadaki tüm eğitim sistemlerini bilmemekle birlikte genel olarak biliyorum ki dünya çapında birçok ülkede birbirine hiç benzemeyen, hayal güçleri ve yetenekleri birbirinden çok farklı olan minik insanlardan fikirleri basmakalıp, yaratıcılığı sınırlı olan sıradan insanlar oluşturan bir eğitim sistemi var. Eski dönemlere göre yaratıcı yönü yüksek, dahi insanlarla daha az karşılaşmaya başladık. Bunun nedeni eğitim modelimiz olabilir mi? Bu konuda bilinen çok güzel bir hikaye vardır;

“Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelmiş ve bir okul kurmaya karar vermişler. Okulun öğrenim kurulunu bir tavşan, bir sincap, bir kuş, bir balık ve bir yılanbalığı oluşturmuş. Öğrenim kurulundaki her hayvan öğrenim planında kendisinin iyi olduğu yeteneğin olmasını istemiş. Tavşan koşmanın mutlaka planda olması gerektiği konusunda ısrarcıymış. Sincap da ağaca tırmanma konusunda. Balık yüzmenin olması gerektiğinde ısrarcı olurken kuş da uçma olmalı demiş. Böylece eğitim planlarına bu dört farklı yetenek eklenmiş ve tüm hayvanlardan bu derslerin tamamına katılmaları istenmiş.

Tavşan koşmada çok yetenekliymiş hep A almaktaymış. Ancak ağaca tırmanma konusunda aynı başarıyı gösterememiş. Hep baş üstü düşen tavşanın beyni zarar görmüş ve eskisi kadar iyi koşamaz hale gelmiş. Artık C almaktaymış. Başarılı olmadığı ağaç tırmanmakta ise zayıf not almaktan kurtulamamış. Kuş, uçma konusunda doğuştan yetenekliymiş. Ama toprakta tünel kazma derslerinde çok zorlanıyormuş. Kendisini çok zorluyor ve bu da gagasının kırılmasına, hatta bazen kanatlarının hasar almasına neden oluyormuş. O da doğuştan yetenekli olduğu uçma derslerinden A yerine C almaya başlamış ve hiçbir zaman iyi bir toprak kazıcı da olamamış. Balığın su dışında zorlanmasının ve sincabın yüzme ve uçma konusundaki beceriksizliklerinin ötesinde sınıfta en başarılı olan hayvan her şeyi yarım yarım yapabilen yılan balığı olmuş. Çok akıllı sayılmayan bu hayvan, bu eğitim planına göre en başarılıymış.

Eğitimciler tüm hayvanlar tüm derslere devam ettikleri için memnun olmuşlar ve bu eğitim şeklinin adına da “geniş tabanlı eğitim modeli” demişler.”

Bu hikaye yıllardır anlatılır ve çoğunlukla gülünüp geçilir. Ama acaba bu hikayede gerçeklik payı olabilir mi? Farkında olarak veya olmayarak tek tip öğrenci, tek tip birey yetiştiriyoruz. Oysa başarılı ve yaratıcı insanların bu eğitim sistemiyle yetiştirilemeyeceği gün gibi ortada. Günümüzün bilgi ve teknoloji düzeyinde yakın gelecekte bunun değişeceğini ve herkes için kişiye özel bir eğitim modelinin ortaya çıkacağını öngörüyor ve ümit ediyorum.

  • Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir